Bir Varmış Bir Yokmuş
Kırmızı 1: Benim Adım Pollyanna.
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, tazecik. Oğlan yanı başında gülümsedi, sıcacık. Kız bakamadı korkusundan yüzüne. Bu gözleri görmüştü ya bir kere, bir dahası için cesaret yoktu kalbinde. Ve korku... İlk kez onun kömür karası gözleriyle tanıştığında içini kemiren bu yeni korku, çıkıp gelmişti işte yine. Öyle damdan düşercesine. Böylesine tatlı böylesine can yakan bir korku var mıydı başka bir alemde? Bu duygu nasıl yazılabilirdi, hangi kalemle?
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, incecik. Oğlan eline uzansa tutacak, kör talih. Yeni bir tat var bugün çayda: Düş tozu. İçtikçe kalp atışlarınız hızlanması, aklının bulanması bu yüzden. Sahi, siz hayal kurar mısınız çaylarınızı yudumlarken? Yok efendim yok. Bende bunları anlatabilecek kalem de kelâm da... Yok. Anlıyor musunuz? Kız eline uzansa tutacak, kör talih.
.............
Kırmızı 2: ...ve Pollyanna Ölür.
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, soğuk. Oğlan çok uzak, sırtı dönük. Kız bakamadı yüzüne. Gözlerini zor dindirmişti ya bir kere, bir dahası için güç yoktu kalbinde. Ve umutsuzluk... İlk kez onun sayesinde tanıştığı o tatlı korkunun yerine geçen bu muhteşem umutsuzluk... Çıkıp gelmişti işte, hem de hiç istenmediği halde. Öyle damdan düşercesine değil lakin gerçeği görmemekte ısrar eden gözler, bunu nereden bilsin? Böylesine bir yıkılış yoktu ki muhayyilde. Bu duygu nasıl yazılabilirdi, hangi kalemle?
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, hissiz. Oğlan elini uzatsa yakacak, habersiz. Yeni bir tat var bugün çayda:Hüzün katresi. İçtikçe kalp atışlarınız azalması, ruhunun daralması bu yüzden. Sahi, siz hayallerinizi demlerken çayınızın buharında, bardağınız hiç kırıldı mı o anda? Yok efendim yok. Bende bunları anlatabilecek kalem de kelâm da... Yok. Anlıyor musunuz? Kız eline uzansa yanacak, çaresiz.
Meltem K.
Kırmızı 1: Benim Adım Pollyanna.
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, tazecik. Oğlan yanı başında gülümsedi, sıcacık. Kız bakamadı korkusundan yüzüne. Bu gözleri görmüştü ya bir kere, bir dahası için cesaret yoktu kalbinde. Ve korku... İlk kez onun kömür karası gözleriyle tanıştığında içini kemiren bu yeni korku, çıkıp gelmişti işte yine. Öyle damdan düşercesine. Böylesine tatlı böylesine can yakan bir korku var mıydı başka bir alemde? Bu duygu nasıl yazılabilirdi, hangi kalemle?
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, incecik. Oğlan eline uzansa tutacak, kör talih. Yeni bir tat var bugün çayda: Düş tozu. İçtikçe kalp atışlarınız hızlanması, aklının bulanması bu yüzden. Sahi, siz hayal kurar mısınız çaylarınızı yudumlarken? Yok efendim yok. Bende bunları anlatabilecek kalem de kelâm da... Yok. Anlıyor musunuz? Kız eline uzansa tutacak, kör talih.
.............
Kırmızı 2: ...ve Pollyanna Ölür.
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, soğuk. Oğlan çok uzak, sırtı dönük. Kız bakamadı yüzüne. Gözlerini zor dindirmişti ya bir kere, bir dahası için güç yoktu kalbinde. Ve umutsuzluk... İlk kez onun sayesinde tanıştığı o tatlı korkunun yerine geçen bu muhteşem umutsuzluk... Çıkıp gelmişti işte, hem de hiç istenmediği halde. Öyle damdan düşercesine değil lakin gerçeği görmemekte ısrar eden gözler, bunu nereden bilsin? Böylesine bir yıkılış yoktu ki muhayyilde. Bu duygu nasıl yazılabilirdi, hangi kalemle?
Kızın elinde dolu bir çay bardağı, hissiz. Oğlan elini uzatsa yakacak, habersiz. Yeni bir tat var bugün çayda:Hüzün katresi. İçtikçe kalp atışlarınız azalması, ruhunun daralması bu yüzden. Sahi, siz hayallerinizi demlerken çayınızın buharında, bardağınız hiç kırıldı mı o anda? Yok efendim yok. Bende bunları anlatabilecek kalem de kelâm da... Yok. Anlıyor musunuz? Kız eline uzansa yanacak, çaresiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)