1 Mart 2014 Cumartesi

   'Öyle ki, 'Aşkı olana nereden uyku gelir?', 'Sevme davasına girişip de geceyi uyku ile geçirenin davası yalandır.' Gayb güzelinin duvağı olan geceyi seyre dalan, artık uyku istemez, uykudan kaçar.

    Halk uyur gider, aşıklar bütün gece sevgili ile söyleşir. Bir gececik uyumasa aşık, ölümsüzlük definesinin yüz göstermesi işten bile değildir.

   Sevgili, 'uyku dağıtan' makamında, 'Bu gece sana uyku yok.', öyle diyor. 'Madem ki sevgili uyanık kalmamızı istiyor', o halde pek âlâ. Zaten onun, aldığının karşılığını vermediğini iddia etmek de doğru olmaz. 'O Ay, geceleri uykumu çaldı götürdü amma vuslat bağışladı, uyanık bir baht verdi bana.'

    Öyleyse 'Haydi uyuma.'

    (Der Nazan Bekiroğlu Mavi Lale'sinde. Bana sorarsanız bu uykusuzluk gecesinin adına denilebilirse leyle-i leyla; zamanınızı daha fazla israf etmeden uyumanın yollarını araştırınız. Sanıyorum ki bugüne kadar kimsecikler bulamamış. Bakın, bir kahramanlık hikâyesinin baş kahramanı olabilirsiniz, zira aşıkları şeb-i yeldadan kurtarmak kolay iş değil zannımca. )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)