5 Nisan 2014 Cumartesi

    Ahh canım akıyor kaleme, can buluyor.
    Acıyor, evet hem de çok.
    Gözyaşım gün sayıyor.

    Kalbime değdim nihayet,
    Ne kadar özledim de...
    Gel gel n'olur dön gel.
    Hadi dön gel be!

    Ölüyorsun dedim ya, bakma sen. Şarkılar böylesine sana yazılmışken ne mümkün! Bak anlaşalım basitçe. Çık git aklımdan bilmediğim bir yerlere. Duyuyor musun? Anlaşalım gizlice. 

    Tamam kabul, şarkılar bahane seni çağırmam için her gece. Çağırmak dediysem, henüz ayrı düştüğümüz yok da, geceleri daha çok kalıyorum seninle; daha yakın, daha baş başa, daha aşık, daha umutsuz... Öyle ya, var mı hiç şansımız? Yok gibi, büyük olasılıkla yok; çırpınmayayım akıl sınırlarımın içinde, yok işte. Hem senin gözlerinde beni görecek aşk yok, hem bir arda kalmamız için fazla zaman yok. 

    Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir.
    Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. 
    Ve sevecekse sevilen; o hayat her şeye bedeldir.

   Sevmek, özlemek. Beklemek... Korkutuyor beni bu kelimeler, ümitlendiriyor aynı zamanda. Sonunu düşünemiyorum; iyi bir senaryo mu yazmalıyım, bu bekleyişin sonu olur mu vuslat? Yoksa öldürmeli miyim seni; aşk hikayemin başrolü, var mı kaderinde bensiz bir hayat?

    Anlasam, bilsem. Aklında en ufacık bir hasret varsa bana dair, hissedebilsem. Ama yok! Diyorsun ki bana: ''Sonumuz vuslat mı hicran mı, varsın merak et. Bu giz bende değil, zamanda saklı. Belki bugün belki yarın, ama mutlaka kavuşacaksınız, gün gelecek.'' Hal böyle olsa da hoş, beklemek güzel.

    Evet, zaman yok birlikte olmamız için -ben sana bakamıyorken ve sen buna inat her gün etrafımda nefes alırken birlikteyiz ya işte- . Sayılı günler çabuk geçermiş ya; sen karşımda duruyorken, bana yakınken ve bir o kadar da uzak. Hal böyleyken saatler bozuk, ilerlemiyor zaman. Her şey geçip gidiyor, bir sen hala karşımda, hala uzak. Dedim ya, sayılı gün. Yakında bu uzaklığa yollar da eklenecek. Belki kısa belki uzun mesafeler. Ama mutlaka daha fazla. O zaman seni sadece uzaktan izlediğim için kendimi suçlar mıyım? Bir kere olsun sana yaklaşmaya çalışmadığım için? Ne bileyim, bir yeşilçam senaryosu yazmadığım, sana çarpıp kitaplarımı düşürmediğim, gözlerine uzun uzun bakmaya cesaret edemediğim için? Hal böyleyken dizelerle avunabilir miyim?

    Yine gecikmişim bağışla sevgilim;
    Sevgiye on kala, ölüme beş… 

    İsterdim ki... Diye başlayan cümlelerim var, bir hayli. Hayaller, susmak bilmeyen şarkılar, seni getiren sabahlar, seni bağıran akşamlar, beni sana en kuvvetli düğümlerle bağlayan umutlar var cebimde. Her gün bu böyle, her gün bıkmadan usanmadan. Sevdiğim, ah bir sesini duysam... Ne diyorsun, vuslat yahut hicran?

    Çok şükür, bin şükür
    Seni bana verene.
    Yazmasın tek günümü sensiz kadere.
    Ellerimiz bir, ellerimiz bir
    Vedalar, denizler engeldir sevene.

    Bu şarkı kalbimin tek sahibine,
    Ömürlük yarime,
    Gönül eşime.
    Bahar sensin bana, gülüşün cennet
    Melekler nur saçmış aşkın yüzüne.

    Bu arada... Bu kadın bilmiyor: Denizler engel değildir sevene. Ama veda? Bana veda etme.

    Meltem K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)