15 Nisan 2014 Salı
Herkes özler birilerini, bir şeyleri özler. Kimi evladını özler kimi annesini. Bazısı geleceği özler, geçmiş özlemi yaş olur süzülür bazısının yanaklarından. Birisi vatanı özler, bütün cihanı gurbet bilir bir başkası ölümü özler. Bir başkasının da yanında bile özleyeceği bir sevgilisi vardır, işte döner dolaşır onu özler. İnsan özler velhasıl. İnsan bir de özlediğinin bilinmesini ister. Hani bir beyit var, gönülden gönüle bir yol gider derler, sonra da bunu dile dökerler. Madem diyor, gönülden gönüle bir yol var, o halde dile dökmenin ne alemi var. Gerçekten özleyenler, özlediklerini dile dökmeye mecali bile kalmayacak kadar özleyenlerdir. Öbür feryad edip ortalığı birbirine katanlar özledim zannedenlerden başkası değil. İnsan gerçekten özlerse, özledim diyemez. Ama ona bakan onun gözlerinde özlediğini seyreder, bu falancayı özlüyor derler, yüzünde sevgiliyi seyrederler ona bakanlar. Demek ki sevgilinin uzağında durup, özledim diyenler aslında kendilerini kandırıyorlar. Yani sen hem seveceksin, hem özleyeceksin hem de sebepler, bahaneler koşacaksın. Sevmek, özlemek, sebepleri aşmak. Her baktığı yüzde, gözde sevgiliye bakmak; bazen gemileri yakmak; bazen sevgilinin, sevdiğinin yanında olmak değil mi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)