6 Nisan 2014 Pazar

       BİR KÜÇÜK MUTLULUK MESELESİ

   Güne nasıl başladım? Hemen sıcağı sıcağına anlatayım. Bana ne bundan diyebilirsin, hakkındır. Hakikaten, size ne bundan? İhtimalleri sıralayalım: Belki köpekleri seviyorsunuzdur, belki okuyunca seveceksiniz az biraz, belki okumayı seviyorsunuzdur, yahut gülmeyi, cümleleri kafanızda canlandırmayı... vs vs. Artık neden bunu hala okuduğunuza siz karar verin. Ben sadede geleyim.

    Güne nasıl başladım? Saat 7 sularında uyanmak zorunda kaldım. Yurdumun kapısında bir küçük köpekcik, havlıyor. Havlıyor ya da ağlıyor. Böyle sese ben dayanır mıyım, kalktım tabi. Halbuki tanıyanlar bilir, beni yatağımdan ayırmak oldukça güçtür, hele ki geç yatmışsam. Uykulu gözlerle pencereye yanaştım, gözümü açamıyorum daha tam olarak. Allah'tan güzergahımda tehlike arz eden bir eşya yok, bir de yere kapaklanıp kalkmaya uğraşabilirdim. Gözlerim halen yarı açık. Camı aç, hafif ürperten hava içeriye doluşmadan önce yüzünü buruşturup geçsin. Ayıldım azıcık. Camı aç, ufaklığın sesi daha da çınlasın. Ayıldım biraz daha. Mini mini, tombik, daha yeni olduğundan cırtlak sesli bir yavru köpek. Ne yapmış, nasıl yapmış orası benim olmadığım bir mazide kaladursun, merdiven basamaklarını çıkmaya çalışıyor. Çıkabiliyor ama her basamağı birkaç kere. Poposundan birinin destek çıkması gerek gördüğüm kadarıyla. 

    Neden ve neye böyle ısrarla havladığını araştırmaya başlıyorum. Evet hala penceredeyim, hala soğuk hava. Bakındım sağa sola. Demir çitlerin hemen yanı başında anne olduğu her halinden belli iki numaralı başkahramanımız durmakta. Meğer bizim Tombik'in de bütün haykırışları ona. Ama arada bir demir engel, böylesine yakınken bu kadar hasretler birbirine. Dramatikleştirmiyorum durumu, Pofıdık'ın ses tonu öyle söylüyor. Evet adı da Tombik, siz Pofıdık da diyebilirsiniz. Kızsa Pofıdık, erkekse Tombik. 

    Tabloyu kısaca özetlersek: Anası çocuğundan ayrı düşmüş. Çocuğu da anasından. Gözle görülemeyen cinsten, çünkü dedim ya arada sadece demir bir çit. 

    Anne binanın etrafında dolanıyor. Uzaklaştıkça Tombik'in sesi daha şiddetleniyor. Ben de camdan yönlendiriyorum: 'Kızım sağdan gel, görmüyor musun basamakları, ordan gireceksin!!' Bir süre geçtikten sonra, anaç eleman yolunu buluyor. Artık beni duydu, anladı mı yoksa annelik içgüdüsü mü, şans mı orası muamma. Velhasıl kavuşuyorlar sonunda. Ha tabi, artık indim ben de bahçeye. Hava halen soğuk be! Dün geceden beri içimde bir köpek sevme isteği, yolda iki kere Golden gördüm de dokunamadım oradan kalma. Az yanaşayım dedim yanlarına, oy ne de sevilir bu şişko diye düşünerek. Ne mi oldu? Anası olacak o kadın(çirkefleşmedim yanlış anlamayın) yaklaştırmadı beni yanına. 'Arkadaş dostum ben, yapma böyle.' dedim anlamadı. 'Ben yok size zarar vermek?' yok yine anlamadı. Baktım olmayacak, mutluluklar diledim çekildim. Hava da soğuk. Bas bas bağıran Pofıdık'ın sesi çıkmıyor artık. Mutlular, mutluyum. Kahvaltıda gülücükler saçıyorum. Abartma yahu mu diyorsunuz, benim mutluluğum da böyle işte, küçük ayrıntılarda gizli. Bolca para, kocaman evler mi lazım? Maddiyat göz doyurur be arkadaş, gönlün aç kalmaya. Haydaaa!! Nerden nereye! 

    Hah işte 7'de uyandım. Bugün de vizem var, asıl niyetim sabah erken kalkıp ders çalışmaktı ya yine Hak getire. Peki Tombik/Pofıdık ve annesi şimdi nerdeler, ne haldeler? Hayır hayır, bu soru yanlış. Doğrusu 'Nasıllar?' olacak. Cevap aklınıza geldi mi peki? :)

    Meltem K.

2 yorum:

  1. yeni kavuşmuş; yaklaştırır mı hiç..

    // bloguna 'takip etme' zamazingosundan eklemelisin..

    YanıtlaSil

Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)