8 Mayıs 2014 Perşembe

   
    Gelmeli... Başımın ağrılarını dindirmeli. Gözümün yaşını silmeli. Yokluğuyla şu saate kadar bana çektirdiklerini mutlu anılara dönüştürmeli. İçimdeki bu şüpheyi, korkuyu bertaraf etmeli. Ya bana sevgisini bahşetmeli, ya da nasibim olmayanın peşinde koşmama engel olmalı.

   Gelmeli... Karşıma geçip susmalı. Öyle sessiz kalmalı ki, söylemediği her kelime 'Sana geldim.' demeli. Öylesine susmalı. O sustukça gözümden yaşlar akmalı, mutlu anıların mutluluk gözyaşları.


  Gelmeli... Bugüne kadarki bütün bekleyişlerimin yorgunluğunu yok etmeli. Gözlerini gözlerime kilitlemeli. Bu defa düşünmeden, kaçmadan dalmalıyım gözlerinin siyahına. Dalgınlığımdan beni uyandırmalı aşık nefesi. Sonra tekrar bakmalıyım yüzüne, bana geldiğine inanmalıyım.  Onu eline değebileceğim,  kalp atışlarını hissedebileceğim yerde; karşımda görmeliyim. 

   Gelmeli... Dile dökmeden, cümlelerini cümlelerime katmadan işitmeliyim: 'Ey benim  yâr-ı hayalim. Geldim gönül kapına.' Aynı sessizlikle duymalı cevabımı: 'Ey benim tek sevdiğim! Gönül kapım açıktır, bir tek sana.' 

    Gelmeli... Çay içmeliyiz; sevda yağmurlarıyla filizlenmiş, aşk ateşinde demlenmiş bir bardak çay. Bir tek kelime etmesine gerek kalmamalı, varlığıyla hasret şiirleri dökmeli heyecanından titreyen ellerime. 

  Gelmeli... Hicranı vuslata dönüştürmeli, aşkını avucuma teslim etmeli. Sonsuza kadar saklamalıyım onu, baktıkça sevdamıza çoğalmalı sevgimiz. 
    
    Gelmeli... Umutsuz esen rüzgârlarıma inat, umudumun meltemi olmalı; biz olmalı. 

 Gelmeli ki; şu dilimin ucunda kıvranan, kulağına değmek için çırpınan bütün söylenmemişlerimi bir çırpıda okumalı gözlerimden. 

    Gelmeli ki; 'Yârim var.' diyebileyim.


    Gelmeyecekse... Ne çare.



    Meltem K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)