''Sırtında bir dağ, içinde bir deniz taşımaya alışkındı prenses çoktandır da, tenindeki bu lav, nasıl baş edeceğini bilemedi. Direnmeye çalıştı. Ey beni aşkının kudretiyle onurlandıran hükümdar sevgilim, diyemedi.
Demek istediği, taşıdığıydı. Taşıdığını kimseler bilmedi, içinde sakladı. Ama saklamak çok yorucu bir şeydi. Taşımaktan daha ağırdı. İçinde bir his olmakla, bir hissin içinde olmak birbirine zannedildiği kadar yakın haller değildi. Kimsenin kimseyi tanımadığı ve bu dünyadan olmayan bir kalabalıkta başını aniden kaldırmış da ışıklı bir yüzle karşılaşmış gibi. Daha evvel bilinmedik bir çehrede yegâne tanışını bilmiş de içinden o cümle geçermiş gibi: Sen misin? Evet benim. Ya sen, sen misin? Evet benim ben, dermiş gibi. Yoruldu prenses, taşıdı da, daha fazla saklayamadı. Ona, artık gel, dedi.''
Nazan BEKİROĞLU / Cam Irmağı - Taş Gemi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selamlar, sevgiler, teşekkürler.. Yorum yazarken bir çay? :)